Malakka Boğazı: Küresel ticaretin bir diğer ana arteri neden kaygı yaratıyor?

Kıyı şeridinde bir ekskavatörün yakınındaki kayalıklar üzerinde bir kişi yürüyor, arka planda suda "ETYFA" yazılı büyük bir LNG gemisi görünüyor.

Kaynak, EPA

Fotoğraf altı yazısı, Malakka Boğazı uzmanı Azifah Astrina'ya göre "Malakka, küresel ekonominin ana damarlarından biri"
    • Yazan, Luis Barrucho
    • Unvan, BBC Dünya Servisi
  • Okuma süresi 5 dk

Dünyanın en kritik su yollarından Hürmüz'de abluka sürerken, küresel ticaret için hayati önemde bir boğaz daha ilgi odağı haline geldi.

Endonezyalı yetkililer ABD ile savunma anlaşmasının imzalanmasından sonra, Washington'un ülkenin hava sahasını askeri uçuş için kullanmak için izin istediğini doğruladı.

Endonezya Dışişleri Bakanlığı, olası izne yönelik kararın henüz verilmediğini söyledi.

Ancak bu gelişme dikkatleri bire kere daha Güneydoğu Asya'daki Malakka Boğazı'na çekti.

Uzmanlar böyle bir hamlenin küresel jeopolitik sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.

Peki Malakka Boğazı neden önemli?

Küresel önem

Malakka Boğazını gösteren harita

Azifah Astrina, ABD'deki Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi'nde doktora yapıyor ve bu boğaz üzerine çalışması yayımlanmış bir isim.

Astrina, "Malakka Boğazı, Hint Okyanusu'nu Büyük Okyanus'a bağlayan en kısa ve en kârlı deniz yolu olması nedeniyle kritik öneme sahip. Bu durum da boğazı Ortadoğu, Avrupa ve Doğu Asya arasındaki ticaret açısından vazgeçilmez kılıyor" diyor.

Astrina "Küresel ticaretin yaklaşık üçte birinin geçtiği Güney Çin Denizi'ne doğrudan bağlanıyor" diye de ekliyor.

Malakka Boğazı'nın Singapur yakınlarında yer alan Phillips Kanalı yakınındaki en dar noktası sadece yaklaşık 2,8 kilometre genişliğinde.

ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin (EIA) en son raporuna göre, 2025'in ilk yarısında Malakka Boğazı'ndan günde 23,2 milyon varil petrol geçti.

Bu da küresel deniz petrol akışının yaklaşık %29'una denk geliyor. Aynı dönemde, su yolu günde yaklaşık 260 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) da taşıdı.

İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden sürdürülebilir yük taşımacılığı ve lojistik öğretim görevlisi Gökçay Balcı, su yolunun aynı zamanda "elektronik, tüketim malları, endüstriyel ürünler, makineler ve otomobiller" için de önemli bir güzergah olduğunu söylüyor.

"Dünya otomobil ticaretinin yaklaşık %25'i buradan geçiyor. Tahıl ve soya fasulyesi gibi kuru yükler de boğazdan geçiyor" diyor:

"Coğrafyayı, enerji bağımlılığını, mal hacmini ve mal çeşitliliğini bir araya getirdiğinizde, Malakka Boğazı Hürmüz Boğazı'ndan farklı.

"Hürmüz de küresel ticaret için kritik öneme sahip ama Malakka Boğazı kadar önemli bir aktarma merkezi değil.

"Rolü enerjinin ötesine geçerek çok daha geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor."

Astrina da, "Malakka'nın küresel ekonominin merkezi damarlarından biri olduğunu söylemek doğru olur" diyor.

Bölgedeki korsanlık faaliyetleri ise sürekli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Singapur merkezli ReCAAP Bilgi Paylaşım Merkezi'ne göre, 2025 yılında Malakka ve Singapur Boğazı'nda 108 deniz soygunu olayı ihbar edildi.

Bu, 2007'den bu yana kaydedilen en yüksek seviye demek.

Boğaz ayrıca tsunamiler ve volkanik faaliyetler de dahil olmak üzere doğal tehlikelere de açık.

Örneğin, Aralık 2004'teki tsunamisi, güney girişine yakın kıyı altyapısında önemli hasara neden oldu.

Neden önemli?

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin bir masanın arkasında dururken, oturan yetkililer bir Mutabakat Anlaşması'nı ellerinde tutuyorlar.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Endonezya, iki ülke arasında savunma anlaşması imzalanmasının ardından ABD'nin hava sahasını kullanma teklifini hala değerlendirdiğini söylüyor

Uzmanlar, Malakka Boğazı'nın öneminin sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda artan jeopolitik hassasiyetten de kaynaklandığını söylüyor.

Sürdürülebilir yük taşımacılığı uzmanı Balcı, "Çin ile ABD veya Hindistan arasında bölgedeki denizcilik hakimiyeti konusundaki gerilimin bir şekilde tırmanması, boğazdan geçişi ciddi şekilde aksatabilir" diyor.

Azifah Astrina ise, ABD'nin Endonezya hava sahasına askeri erişiminin artması ihtimalinin bile uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.

"Bunu, ticareti hemen aksatmasa bile, yapısal olarak potansiyel açıdan istikrarsızlaştırıcı bir unsur olarak değerlendiriyorum" diyor.

Onun araştırması, Malakka Boğazı'ndaki mevcut güvenlik mimarisinin büyük güçler arasındaki rekabetle başa çıkabilmek için tasarlanmadığına işaret ediyor.

"Korsanlık, kaçakçılık ve denizcilik suçları gibi geleneksel olmayan tehditlerle başa çıkmak için tasarlanmış bir güvenlik mimarisi bu" diyor ve ekliyor:

"Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük bir güç operasyonel varlığını artırdığında, sistemin başa çıkmak üzere tasarlanmadığı bir güvenlik dinamiği oluşuyor."

Ancak kısa vadede, aksamanın muhtemel olmadığını söylüyor:

"Yine de ticari gemi taşımacılığının aksamasını beklemiyorum. Ticaretin akışını sürdürmenin çekiciliği çok büyük."

Astrina asıl daha büyük riskin gelecekte olduğunu söylüyor:

"Endişe, uzun vadede gerilimin tırmanması. Çin bunu ABD'nin artan gözetimi veya kritik bir deniz yolu yakınında stratejik konuşlanması diye yorumlarsa, ticaretin aksamasına yol açmak yerine, bölgede kendi varlığını veya etkisini büyüterek karşılık verebilir.

"Risk burada. İşbirliği yapan, kolluk kuvvetlerine odaklı bir güvenlik ortamından daha rekabetçi, askeri bir ortama kademeli bir geçiş görebilirsiniz."

Doğrudan çatışma olmasa bile, böyle bir geçişin somut etkileri olabileceği uyarısı da yapıyor.

Bunları "Daha yüksek sigorta primleri, artan risk algısı ve küresel ekonominin çok fazla bağımlı olduğu bir rotada daha büyük oynaklık" şeklinde sıralıyor.

Ayrıca Endonezya'nın rolünü çok dar bir gözlükle değerlendirmeye karşı da uyarıyor.

"Bunu Endonezya'nın tek bir tarafla ittifak kurması olarak görmemek önemli" diyor:

"Endonezya, ABD ile işbirliğini derinleştirirken Çin ile güçlü ekonomik bağlarını sürdürmeyi ve Rusya gibi diğer ortaklarla etkileşim kurmayı içeren bir denge stratejisi izliyor gibi görünüyor.

"Daha büyük resim, ittifak kurmak değil, büyük güçlerin rekabetinin, tarihsel olarak küresel ticaret için işlevsel bir koridor olarak yönetilen bir alana girmesi gerçeği."

'Malakka ikilemi'

2003'te dönemin Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, Pekin'in bu su yoluna olan büyük bağımlılığını tanımlamak için "Malakka ikilemi" terimini ortaya attı.

EIA ve CSIS ChinaPower Projesi verilerine göre, Çin'in petrol ithalatının yaklaşık dörtte üçü ve değer olarak deniz ticaretinin yaklaşık % 60'ı Malakka Boğazı ve bitişiğindeki Güney Çin Denizi'nden geçiyor.

Balcı, "Fakat bu sadece Çin için geçerli değil. Japonya ve Güney Kore de enerji için boğaza büyük ölçüde bağımlı, petrol ithalatlarının yaklaşık % 90'ı buradan geçiyor" diyor.

Ayrıca, dünyanın en işlek ikinci konteyner limanına ev sahipliği yapan ve önemli bir gemi yakıt ikmal merkezi olan Singapur için de bu su yolunun hayati önem taşıdığını söylüyor.

Astrina ise Çin için boğaza olan bağımlılığı azaltmanın kısa vadede gerçekçi bir seçenek olmadığını söylüyor:

"Çin'in, en azından yakın vadede, bu bağımlılığı anlamlı bir şekilde azaltmanın gerçekçi bir yöntemine sahip olduğunu düşünmüyorum.

"İster boru hatları, ister diğer koridorlar olsun alternatif güzergahlar sınırlı ölçüde işe yarayabilir ve Malakka Boğazı'nın yerini büyük ölçekte alamazlar."

Balcı da aynı fikirde. En uygun iki alternatifin, Sunda Boğazı ve Lombok Boğazı'nın Endonezya sularında olduğuna işaret ediyor.

"Papua Yeni Gine yakınlarındaki Torres Boğazı mercan resifleriyle dolu sığ, hassas bir su yolu ve büyük ticari gemiler burada seyir yapamaz" diye açıklıyor.

Balcı, Güney Avustralya'yı dolaşmanın ise "çok büyük maliyet ve zaman" gerektireceğini de ekliyor.

Astrina bu durum göz önüne alındığında, Çin'in muhtemelen bağımlılığı ortadan kaldırmaktan ziyade durumu yönetmeye odaklanacağını söylüyor:

"İkilem aslında bağımlılığı azaltmak konusunda değil. Çin'in bu bağımlılığı nasıl yönettiğiyle ilgili.

"Bu nedenle Çin'in sadece güzergahları çeşitlendirmeye değil, aynı zamanda özellikle Güney Çin Denizi'nde ve önemli denizcilik güzergahlarında nüfuzunu ve varlığını genişletmeye odaklandığını görüyoruz."