Hizbullah yetkilisi BBC'ye konuştu: 'Kimse bizi silahsızlandıramaz'

Vefik Sefa siyah bir kazak giymiş ve oturuyor
Fotoğraf altı yazısı, Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi konseyinin üst düzey üyelerinden
    • Yazan, Nawal Al-Maghafi
    • Unvan, BBC News
    • Bildirdiği yer, Beyrut
  • Okuma süresi 5 dk

Hizbullah'ın üst düzey isimlerinden Vefik Safa, Beyrut'ta yaptığımız özel bir röportajda örgütün silah bırakıp bırakmayacağı sorusuna son derece net yanıt verdi. İsrail, ABD ve Lübnan içindeki birçok kesimin uzun süredir dile getirdiği bu talebe karşı Safa, "Asla" dedi.

"Hiç kimse Hizbullah'ı silahsızlandıramaz" diyen Safa, "Hiç kimse" ifadelerini tekrarladı.

Safa, grubun silahları konusunda herhangi bir görüşmenin yapılabilmesi için önce "gerçek ve kapsamlı bir ateşkesin" sağlanması gerektiğini söyledi.

Bunun için İsrail'in tamamen geri çekilmesi, tutukluların serbest bırakılması, yerinden edilenlerin geri dönmesi ve yeniden inşa sürecinin başlaması gerektiğini vurguladı.

Son çatışmaların Hizbullah'ı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeleri reddeden Safa, aksine İsrail'in askeri hedeflerine ulaşamadığını savundu.

"İsrail, Hizbullah'ın çok zayıfladığını düşündü" diyen Safa, "Ama bu savaş bunun böyle olmadığını gösterdi. İsrail başarısız oldu ve geri çekilmekten başka seçeneği yok" diye devam etti.

Şii bir siyasi ve askeri yapı olan Hizbullah, İsrail'in var olma hakkına karşı çıkıyor ve ABD, İngiltere, İsrail ve birçok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

Safa, İsrail güçlerinin sonunda Lübnan-İsrail sınırı boyunca dar bir şeride geri püskürtüleceğini öne sürdü.

Ancak Safa'nın bu açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 16 Nisan'da yaptığı açıklamalarla açık bir tezat oluşturuyor.

Netanyahu, İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinde kalmaya devam edeceğini ve "güvenli tampon bölge" oluşturulacağını söylemişti.

İsrail hükümeti, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını Lübnan hükümetiyle yürütülecek olası müzakerelerin temel şartlarından biri olarak görüyor.

Hizbullah, Mart ayı başında İsrail'e roket atarak son çatışmalara katılmış, bunu İran'ın dini liderinin öldürülmesine ve Kasım 2024'teki son savaştan bu yana Lübnan'a düzenlenen neredeyse günlük İsrail saldırılarına karşılık olarak yaptığını açıklamıştı.

İsrail ise buna yoğun hava saldırıları ve Lübnan'ın güneyine yönelik yeni bir kara harekâtıyla karşılık verdi ve Hizbullah silahsızlandırılana kadar operasyonların süreceğini duyurdu.

'Önceden bilgilendirildik'

Safa, İsrail ile Lübnan arasında yerel saatle Perşembe gece yarısı başlayan ateşkesten önceden haberdar olduklarını da söyledi.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump tarafından kamuoyuna açıklanmadan saatler önce yürürlüğe girmişti.

Beyrut'ta bir apartman dairesinde konuşan Safa, bu bilginin İran üzerinden kendilerine ulaştığını belirtti.

"Bize bildirildi. İranlılar bizi bilgilendirdi" dedi.

Bu sözler, çatışmanın kritik bir anında Hizbullah ile en önemli bölgesel destekçisi arasındaki koordinasyona dair önemli bir ipucu sunuyor.

'Geçmişe dönüşü kabul etmeyiz'

Hizbullah liderliği içinde önemli bir figür olan Safa, Ekim 2024'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulduktan sonra daha çok perde arkasında kalmıştı.

Bu girişimden iki hafta önce ise Hizbullah'ın uzun yıllar liderliğini yapan Hassan Nasrallah, büyük bir İsrail bombardımanında öldürülmüştü.

İsrail bombardımanı sonrasında Beyrut'un güneyindeki banliyölerde enkaza dönmüş araç ve binalar

Kaynak, FADEL ITANI / Getty

Fotoğraf altı yazısı, İsrail bombardımanı sonrasında Beyrut'un güneyindeki banliyölerde enkaza dönmüş araç ve binalar

Bugün hâlâ yüksek öncelikli hedeflerden biri olan Safa ile yapılan röportajda güvenlik önlemleri üst düzeydeydi.

BBC ekibinden röportaj için belirlenen noktaya gelmeleri istendi, telefonlarına el konuldu ve ardından süratle gizli bir adrese götürüldüler.

Oraya vardığımda Safa oradaydı. Röportajın yapıldığı yer, Beyrut'un güney banliyölerinin kenarında bulunan bir apartmandı. Safa, çevredeki yıkılmış binalara rağmen sakin görünüyordu.

Ateşkes önerisini değerlendiren Safa, bir yılı aşkın süredir devam eden çatışmaların ardından sadece eski duruma dönülmesini kabul etmeyeceklerini söyledi.

"Eğer bu, her şeyin eskisi gibi olmasına dönmek anlamına geliyorsa bunu kesinlikle kabul etmeyiz" dedi ve şöyle devam etti:

"Ama ateşkes kapsamlı ve gerçek olursa (tam çekilme, [İsrail güçlerine] hareket serbestisi olmaması, tutukluların serbest bırakılması, yerinden edilenlerin dönüşü ve yeniden inşa) o zaman bu başka bir mesele."

'Tek bedende iki ruh'

Röportaj, Hizbullah ile İran arasındaki ilişkiye de ışık tuttu. Bu ilişki, Lübnan iç siyasetinde ve uluslararası alanda grubun etkisini sınırlama çabalarında kilit bir konu olarak görülüyor.

"Hizbullah ve İran tek bedende iki ruhtur" diyen Safa, "İran olmadan Hizbullah olmaz, Hizbullah olmadan da İran olmaz" ifadelerini kullandı.

Bu ilişkinin "dini, hukuki ve ideolojik" olduğunu söyleyen Safa, "aralarında ayrım olamayacağını" vurguladı.

Bu sözler, Hizbullah eleştirmenlerinin "örgütün Lübnan halkından çok İran'ın stratejik çıkarlarına hizmet ettiği" yönündeki kaygılarını daha da güçlendirebilir.

İsrail ile Lübnan arasında ilan edilen 10 günlük geçici ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, evlerine dönmeye çalışan yerinden edilmiş insanlar yolları doldurdu

Kaynak, Anadolu / Getty

Fotoğraf altı yazısı, İsrail ile Lübnan arasında ilan edilen 10 günlük geçici ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, evlerine dönmeye çalışan yerinden edilmiş insanlar yolları doldurdu

Lübnan mı, İran mı?

Hizbullah'ın, Lübnan ile İran'ın çıkarlarının çatışabileceği bir dönemde hangisine öncelik verdiği sorulduğunda Safa, örgütün Lübnan'ın çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı.

"İran'dan biz faydalandık, tersi değil" dedi.

İran'ın ateşkes için yaptığı baskının da Lübnan'a yardımcı olduğunu savunan Safa, Hizbullah'ın sahadaki direncinin İsrail'i müzakereye zorladığını öne sürdü.

"Eğer cephede direniş olmasaydı, İsrail hedeflerine ulaşırdı" dedi. "Ama şimdi siyasi ve askeri bir çıkmazla karşı karşıya."

Ancak BBC'nin sahadaki haberlerinde görüştüğü birçok Lübnanlı, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını istediklerini ve ülkeyi çatışmaya sürüklediği için grubu suçladıklarını dile getiriyor.

Röportaj, Hizbullah'ın rolü konusunda Lübnan'daki derin bölünmüşlüğü gözler önüne seriyor.

Safa ise bu eleştirileri reddetti.

"Bu yanlış bir bakış açısı. Yaşadığımız tehlike Hizbullah'tan değil, İsrail düşmanının davranışlarından kaynaklanıyor" dedi.

İsrail'in yalnızca Lübnan'da değil, Suriye, Irak, İran ve Yemen'de de saldırılar düzenlediğini söyledi.

Gerilimin yüksek olduğu bir ülke

Çatışmaların tırmanmasından bu yana Lübnan ağır bir baskı altında. Ülkenin güneyi ve sınır bölgelerinin büyük bölümü İsrail bombardımanıyla enkaza dönerken, bir milyondan fazla sivil yerinden edildi.

Röportajın, ateşkes ilanından birkaç saat önce yapılmış olması, durumun ne kadar kırılgan ve hızlı değiştiğini ortaya koyuyor.

Ateşkes geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak Safa'nın açıklamaları, temel sorunların çözülmediğini açıkça gösteriyor.

Röportajın sonunda, gökyüzünde bir İsrail insansız hava aracının vızıltısı duyuluyordu. Safa güneş gözlüklerini taktı, şapkasını indirdi ve sessizce binadan ayrıldı.

Hizbullah'ın silah bırakmayı reddetmesi ve geniş kapsamlı şartlar öne sürmesi, İsrail'in ise güvenlik taleplerinde ısrarcı olması nedeniyle, mevcut ateşkesin uzun sürecek bir çatışmada sadece kısa bir duraklama olabileceği değerlendiriliyor.